Fotoğraf Çekme Teknikleri bölüm.3

Makinemizi elimize alma zamanı geldi. Çekim aşamasına geçiyoruz.

İsteklerimiz doğrultusunda fotoğraflar üretebilmek için makine üzerinde bulunan bir takım ayarlar hakkında bilgi sahibi olmalı ve bunları etkin şekilde kullanabilmeliyiz. Karışık gibi gözüken bu ayarlar, fazla detaya girmeden yeterli bilgi ve pratikle oldukça kolay bir hal almakta.

Bu aşamaya nasıl geldik, baştan incelemek için tıklayabilirsiniz

Ayarlar kısmına geçmeden önce, altın değerinde bir detaya ‘ Altın Oran ‘ a değinelim.

Altın Oran

Fotoğraf makinesinden bakıldığında, görünen alanı, yatay ve dikey olarak üç eşit parçaya bölüyoruz. Bu parçalar dört ana noktada kesişiyor. Çekmek istediğimiz asıl nesne, bu noktalardan birine yerleştirilirken, çevresinde bulunan diğer nesneler, anlatımı kuvvetlendirmek adına diğer noktalardan birine yerleştiriliyor. Bu sayede izleyici, görsel olarak ana nesneye odaklanırken, diğer bölümlerin etkisi ile düşünmeye de başlıyor 😉

Birkaç örnek fotoğrafla anlatımı kuvvetlendirelim.

 

Aynı fotoğraf, altın oran düzeninde iki ayrı kadrajlama ile uyarlandı. İlk fotoğraf, modelin portresi yanında, içerisinde bulunduğu mekan hakkında bilgiler vererek bizleri düşünmeye davet ederken, altta yer alan fotoğrafta yalnız modele vurgu yapılmakta. Az da olsa başında ne olduğu belirli olmayan takkenin renkleri ile anlatım zenginleştirilmek istense de model bura da fotoğrafı gereğinden fazla ele geçirmiş durumda. Bu şekilde fotoğraf, anlatımdan uzak, görsel bir öge olarak karşımıza çıkmakta. İşte fotoğrafı, diğer fotoğraflardan ayıran değer niteliği burası. Göze hoş gelen fotoğraflar çekebilmek kabiliyet ise, bunu fotoğraf teknikleri ile zenginleştirerek izleyicide düşünce uyandırmak çok ayrı bir kabiliyet.

Fotoğraf ile anlatmak başlı başına bir sanat!

Başlarda anlamadığım altın oran, zamanla farkındalığını artırarak, şimdilerde vazgeçemediğim bir kadrajlama halini aldı. Mantık olarak akla kolay gelse de, bakış açısının belli bir zenginliğe ulaştığı anlarda bu durumun değerini tam olarak anlıyorsunuz. Önceleri çektiğim fotoğraflarda, hangi sahne olursa olsun, ana konuyu merkeze yerleştirmenin göze daha hoş göründüğünü sanırdım. Zamanla, izlediğim sayısız fotoğraf ve yaptığım çekimler, yanıldığımın farkına varmama sebep oldu 🙂

altın oran

Fotoğrafın ışıkla var olduğunu, bir önce ki bölümlerde örnekleyerek anlatmıştım. Konuyu daha iyi kavrayabilmek adına göz gezdirmenizde fayda var. Tıklayabilirsiniz

Diyafram

Objektif içerisinde bulunan mekanizmaya verilen ad. Bu mekanizma ile ışığın sensör üzerine düşmeden önce, yoğunluğunu ayarlamış oluyoruz. Bu sayede çekilen fotoğraflarda, istediğimiz alanı net, istemediklerimizi netlik dışında bırakabiliriz. Genel olarak fotoğraf makineleri üzerinde AV ya da A simgeleri ile gösterilir. Makinemizi diyafram öncelikli moda ayarladığımızda, yapılması gereken diğer ayarları makinemiz kendisi gerçekleştiriyor. Bize düşen, istediğimiz net alanın genişliği doğrultusunda f değeri ile oynamak.

f 1.0, f 1.2,  f 1.4, f 1.8, f 2, f 2.8,  f 4 gibi.

Işığın gelişine göre sayı değerini artırınca, f11, f16, çekilen objenin arka ve önünde bulunan bölgeler daha fazla net olurken, kıstığımızda f 1.4, f 2.8, ana obje net, diğer bölgelerin netlik dışında kalır.

Flu kavramını duymuşsunuzdur. İşte o etkiyi verebilmek için diyaframı kullanmalıyız. Net alan derinliğini etkileyen diğer faktörler, kullandığımız objektifin mm cinsinden değeri ve çekeceğimiz konuya olan yakın ve uzaklık mesafemiz. Genel mantığı kavradığımıza göre, elinize makinenizi alıp, diyafram öncelikli çekimler yapmalı ve konuya tam anlamı ile hakim olmalısınız.

180mm makro ve f2.8 diyafram ile çekilmiş bir fotoğraf

Kafa karıştıran kısım, diyafram değerlerinin, ters orantılı olarak karşımıza çıkması. f1.4 sayısal olarak küçük bir değer iken, anlatım olarak açık diyafram anlamına gelmekte. Diyaframı kıstım dediğimizde f16, f22 gibi bir değerden bahsetmiş oluyoruz.

Enstantene ( Perde Hızı )

Tam olarak, ışığın sensör üzerine düşme süresini ayarlamamıza yarayan pozlandırma. Fotoğrafa olan etkisi ise altta ki örnek görsellerde belirtilmiştir.

Bizim işimize yarayacak anlatım şekli, enstantene değeri ne kadar az olursa çekeceğimiz objede netlik bir o kadar sıkıntıya girer. Bu sebeple düşük perde hızları ve gece çekimleri için tripod kullanmamız gerekli. Hareket halinde ki nesnelerin net fotoğraflarını üretebilmek için yüksek enstantene hızlarına ihtiyaç duyarız. Işığın yoğun olduğu saatlerde çekim yapılmalı ve yine yeterli netlik elde edilemezse iso yardımına başvurmalıyız.

Yüksek enstantene hızlarında çekmiş olduğum fotoğrafları görmek isterseniz, tıklayın

iso, Asa ya da Yalancı Işık

Kullanılmak istenen diyafram ve enstantene değerlerinde ışığın az ve yetersiz kaldığı durumlarda, iso yardımına ihtiyaç duyulmakta. İso, makinemizin sensörüne voltaj göndererek, ısınmasına, bu sayede makine üzerinde yalancı ışık üretilmesine neden olmakta. Tek dezavantaj, yüksek iso değerlerinde sensöre gönderilen voltajın artması ile fotoğrafta oluşacak lekelerin ortaya çıkması. Noise, green diye adlandırılan bu lekeler, görüntü kalitesini düşürmekte ve fotoğrafın bozulmasına neden olmakta.

Örnek görsel de, düşük ve yüksek iso değerlerinde çekilecek fotoğraflarda oluşacak etkileri izleyebilirsiniz.

Saygılarımla

Volkan Akgül

 

About the author

Fotoğraf sevgi işidir. Sevgi ise paylaşmaktır. Fotoğraf adına zamanla edindiğim tüm bilgileri içtenlikle paylaşmak için buradayım. Unutmayalım, fotoğrafta kurallar, birer yasa değildir! Sanatımızı oluşturacak temel taşlardır.