Makro Çekim Teknikleri Bölüm.2 ‘ İnce Detaylar ‘ Bu bölümde, doğada karşılaşmak zorunda kaldığımız olası aksilikler ve böylesi durumlar ile nasıl baş edeceğimizi ele alacağım. Bir önce ki paylaşımda makro çekim tekniklerine genel olarak değinmiştim. Gözden kaçıranlar olduysa tıklayabilirler.  Birbirinden eşsiz ve güzel canlı türlerinin makro fotoğraflarını çekebilmek adına kendimizi doğanın […]

Makro Çekim Teknikleri Bölüm.2 ‘ İnce Detaylar ‘

Bu bölümde, doğada karşılaşmak zorunda kaldığımız olası aksilikler ve böylesi durumlar ile nasıl baş edeceğimizi ele alacağım. Bir önce ki paylaşımda makro çekim tekniklerine genel olarak değinmiştim. Gözden kaçıranlar olduysa tıklayabilirler. 

Birbirinden eşsiz ve güzel canlı türlerinin makro fotoğraflarını çekebilmek adına kendimizi doğanın kollarına attığımızda, sonuçlar genellikle istediğimiz gibi olmaz. Fotoğraf sitelerinde eşsiz çalışmaları görmüşüzdür, fakat çekimlerimiz onların ki kadar net ya da büyülü değildir. Peki, bu durumun sebebi bizde beceri olmadığı için mi? Yoksa her yerde rahatlıkla bulabildiğimiz makro çekim tekniklerinde anlatılan konularda ince detaylara yer verilmediğinden mi?

İnce detaylara başlayalım

Makro Lens Seçimi

Makro lensler çok çeşitlilik göstermediği için baştan kararımızı doğru vermeliyiz. 85 mm odak uzaklığına sahip bir makro objektif ile çekilen karelerde sığ alan derinliği yeteri kadar olamayacağı için 100 mm ya da bu iş için üretilmiş favori lens 180 mm doğru bir seçim olacaktır.

Yüksek odak uzaklık seçmemiz de en temel amaç, çekeceğimiz objenin arka planını olabildiğince öldürmek. Genellikle, böcek ya da çiçek çekimlerinde, arka planda göze görünmeyecek kadar küçük, fotoğrafı bilgisayara yüklediğinizde dikkat dağıtacak kadar büyük karışıklıklar ortaya çıkar. İşte bunun için 180 mm ve daha fazla odak uzaklığına sahip bir makro lense ihtiyaç duyarız. Makro nun da ötesinde benim mikro diye adlandırdığım çekimler için 65 mm ya da özel üretilmiş bir kaç objektif daha bulunmakta.

Makro Fotoğraflar için Tripod Seçimi

Her yerde kolaylıkla bulabileceğiniz tripod, hemen alma hatasında bulunmamanız gereken bir ürün. Tripod olmadan daha net kareler düşünülemez, doğru. Fakat hangi tripod? Kolay bir seçim gibi gözüken üç ayak, oldukça detaylı ve önemli bir konu. Bu yazımda makro çekimlere ağırlık verdiğimiz için ona göre arayışa girelim. Öncelikle, ayakları yere sağlam basan bir tripod şart. Sadece tripod ile bitse iyi, yine makro çekimler için tripod kafaları mevcut. Bu kafalar, fotoğraf makinesinde oluşacak küçük titremelerin önüne geçmesinden tutunda, çekim anında objeye doğru milimetrik ayar yapabileceğiniz türden.

Etkili makro fotoğraflar çekmeye kararlıysanız, Manfrotto 190XPROB ve kafa olarak ‘ Manfrotto 410 Junior ‘ modelini rahatlıkla önerebilirim. Kendi kullandığım bu ikili dışında aynı seviye ve yukarısı olmak üzere istediğinizi alabilirsiniz.

Mirror Luck Up

Makro çekimlerde çoğunlukla kısık diyafram kullanacağımızdan, deklanşörüne bastığımız anda perde açılıp kapanırken titreme yapacaktır. Tripod olsa bile kısık diyafram ve düşük enstantene sebebi ile devamlı karşılaşılacak bu  durum karşısında Mirror Luck Up etkinleştirmemiz gerekli. Bu sayede perde açık kalarak çekim yapacağız ve sarsıntı minimum düzeyde olacak.

Kablo Deklanşör

Parmağımız ile ne kadar yumuşak dokunursak dokunalım, makine üzerinde ki baskı hassasiyetinden büyük ölçüde kurtulamayız. Bu durumun önüne geçebilmek için kablo deklanşörü makinemize monte etmeli ve çekim süresini iki saniye sonrasına ayarlamayı unutmamalıyız. İkisi bir arada daha etkili olacaktır. Oluşacak kablo hareketi ya da rüzgar sebebi ile doğan titreşimi ortadan kaldırarak en hassas çekimi gerçekleştirmek için bu ikiliye dikkat.

Rüzgar

Rüzgarın önüne geçebilmek gerçekten zor. Esintinin en durgun olduğu zaman gün doğmadan önce ki anlar. Güneşin kendini göstermesi ile birlikte, esinti de aynı anda başlamakta. Erken saatler çok önemli. Erken saatlerin bir diğer önemi ise doğa da bulunan canlıların o saatlerde daha az hareket halinde olmaları. Çekimlerini gerçekleştirdiğim makro fotoğrafları en geç 09.05 gibi bitiriyorum. Bulunduğunuz mekanda şartlar el verdikçe bu zaman dilimini artırabilirsiniz.

Plamp

İşte işin sırrı. Diyelim ki yukarıda saydığım detaylara dikkat ederek, netliği sağladık. Peki temiz bir arka plan için bunlar yeter mi, yetmez. Kelebek olsun, böcek türleri ya da çiçekler olsun arka planın saf yeşil olduğu bir fotoğraf göze daha doğal ve hoş gözükmekte. Bunun için Plamp işin sırrı. Yurt dışı sitelerinde bulabileceğiniz bu aleti, yanınızda bulunduracağınız ikinci bir tripod a monte ederek, çekmek istediğimiz ne varsa plampın tırnaklarına sıkıştırmak gerekli.

Kelebek mi çekeceksiniz, sabahın ilk saatlerinde kelebeklerin kanatlarına çiğ düşmesi sebebi ile hareketsiz oldukları bir gerçek. O saatlerde kelebeğimize zarar vermeden bir makas yardımı ile bulunduğu dalı keserek plamp a yerleştirmek yeter.

Manuel Odaklama

Manuel odaklama da nereden çıktı demeyin, makro fotoğraflarda ana öncelik birçok canlı çekiminde olması gereken göz detayıdır. Gözlerden detay alabilmek için makinenin oto fokus özelliği yeteri kadar iyi olmamakla birlikte, makinemizde bulunan canlı ön izleme özelliğini de manuel çekimlerde aktif olarak kullanmalıyız. Farz edelim bir böceğin gözüne otomatik olarak netliği ayarladık. Bu anda canlı ön izlemeyi açarak fotoğrafı 1x ya da 2 x büyüterek gerçekten göze mi netledik onu kontrol edeceğiz. Büyük ihtimalle tam göze oturmayan net alanı düzenlemek için objektifimizin manuel netlemeye alarak elimiz ile halkayı milimetrik olarak çevirmeliyiz. Başlarda zor gibi görünen bu duruma zamanla hakim olacaksınız.

Saygılar

Volkan Akgül

About the author

Fotoğraf sevgi işidir. Sevgi ise paylaşmaktır. Fotoğraf adına zamanla edindiğim tüm bilgileri içtenlikle paylaşmak için buradayım. Unutmayalım, fotoğrafta kurallar, birer yasa değildir! Sanatımızı oluşturacak temel taşlardır.