“Rabbinin fil ashâbına neler yaptığını görmedin mi? Onların kötü plânlarını boşa çıkarmadı mı? Üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi. Bu kuşlar, onlara pişmiş çamurdan taşlar atıyorlardı. Nihâyet onları yenilip çiğnenmiş ekin yaprağına çevirdi.” (el-Fîl, 1-5)   Ebabil kuşları çekim safhası; Bir musibet olarak dünyanın başına çöken Corona belası sonucunda, evde geçirdiğimiz […]

“Rabbinin fil ashâbına neler yaptığını görmedin mi? Onların kötü plânlarını boşa çıkarmadı mı? Üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi. Bu kuşlar, onlara pişmiş çamurdan taşlar atıyorlardı. Nihâyet onları yenilip çiğnenmiş ekin yaprağına çevirdi.” (el-Fîl, 1-5)

 

Ebabil kuşları çekim safhası;

Bir musibet olarak dünyanın başına çöken Corona belası sonucunda, evde geçirdiğimiz karantina sebebi ile camdan dışarı oldukça fazla bakmak zorunda kaldım. Gökyüzünde ebabillerin füze gibi bir sağa, bir sola, bir aşağı, bir yukarı pikeleri beni çok etkiledi. O anda aklıma ‘ Fil Süresi ‘ Gök yüzü orduları geldi. Bazı okuyucular sanmasın ki, ordular bu kuşlardan ibaret. Kim bilir ne ordular neler neler var. Ne kadar büyüleyici ve coşkun bir duygu. Düşünmek bile oturduğum yerden hayret makamını hissettirmekte.

Çekim aşaması;

Ekipmanı alıp, terasa çıktım. Canon Eos 1D X II ve Canon EF500mm F4 L IS ikilisi ile çekim yapmak için hazır bir şekilde, gövde ve lensin verebileceği max hızlarda ayarları yaptıktan sonra çekime koyuldum. Elde çekim yapmam ve bu ikilinin çok ağır olması sebebi ile her 58, 120sn de bir dinlenmek için ekipmanı yere bırakıyordum.

İlk gün ;

İlk gün, çekim yaptığım 170 kareden bir tane bile net yoktu. Olsa da çok uzaktan. Hiç şaşırmadım. O kadar hızlı hareket ediyorlardı ki, vizörden görmem ile yok olmaları bir anda oluyordu. Sol açıkta gördüğümde, ebabiller sağ taraftan, sağda gördüğümde alçaktan, lensi aşağı indirdiğimde yukarıdan süzülüyorlardı. Bu güne kadar gördüğüm en muhteşem türler diyebilirim. Baktım olacak gibi değil, indirdim ekipmanı selam verdim. Selam size ataları Fil sahiplerini kuşatan Allah ın orduları… Selam.

İkinci gün ;

Yine selam ile başladı çekim aşaması. Hem izliyor, hem tefekkür ediyordum. Ebabillerin Hızları saatte 220km/h buluduğu bilinmekte. İçimden nasıl bu kadar hıza ulaşabiliyorlar diye düşünmekte iken, bana doğru sıra sıra pike yapmaya başladılar. Kulağımın yanından o kadar hızlı bir şekilde geçiyorlardı ki, sadece bir rüzgar hissi ve ‘ çiuff..’ şeklinde bir ses. O kadar hızlı geliyorlardı ki üstüme, korktum. Bu süratle gözüme ya da yüzüme dokunsalar kesinlikle kör ya da ciddi bir zarar alırım şeklinde. İkinci gün yine çektiğim 150 kare sonucunda bir tane yakalayabildim. O da, ne makineden, ne de teknik bilgimden, kısmet.

Üçüncü gün ;

Selam, ekipmanın ayarları maksimum speed, lens üzerinde is kapalı. Saniyede 14 kare çekmesine rağmen ve Af hakimiyetime olan güvencem ile istediğim şekilde olmadı. Yine bir tane ama bu sefer yakın bir karesini alabildim. 200 fotoğraf içinde tek bir tane.

 

Dördüncü gün ;

Yine aynı saatte 06.00 da iş başına koyuldum. 200 ye yakın fotoğraf çekip, içeri girdiğimde iyice bitmiştim. 3 gündür elde çekim yaptığım için kollarım ağrımaktaydı. Fotoğrafları inceledim ve yine yok. Makineyi topladım. Otururken, bir daha denemek geldi içimden. Ramazan boyunca deneyeceğim diye hedef koysam da 4 gün sonunda azaldılar ve bende postu yere sermeye başladım. Cam a çıkıp baktım, tam uyku hazırlığı yapacak iken bir daha dedim. Lensi yine taktım ve terasa. Bu sefer istediğim ölçüye yakın bir tane nasip oldu.

Yüksek kalite izlemek için tıkla

About the author

“Kıyametin kopacağını bilseniz elinizdeki fidanı dikiniz´´ Hz. Muhammed

Leave a Reply

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.